Elektronik bülten almak için aşağıdaki formu doldurunuz!
İsim:
E-Posta:
Favorilerime Ekle!
Basın Girişi
Aşağıdaki formu kullanarak sitemizi tanıdıklarınıza önerebilirsiniz!
E-Posta:
Ulucanlar'ın Aile Albümü
Cumhuriyet
Evin İlyasoğlu
21.01.2009

[ Özcan Ulucan, Ayşen Ulucan, Birsen Ulucan ]

Schubert ve Liszt'ten genç kuşak Türk bestecilerine uzanan başarılı yorumlar Ulucanlar'ın aile albümü
Ulucan ailesi, eski çağlardaki müzisyen aileler gibi parlamakta. Son yıllarda çoğu kemancı olan birbirinden yetenekli solistler çıkıyor bu aileden. Özcan, Ayşen ve kuzenleri Sevil Ulucan keman solistleri. Aralarındaki tek piyanist ise Birsen Ulucan. Kendi solist olduğu gibi, onlara eşlik etmek, hepsini birleştirip oda müziği yapmak hep ona düşüyor. Bulgaristan göçmeni, çileli bir ailenin çocukları. Her birisi sonradan uluslararası arenada eğitim görmüş, ödüller kazanmış, konserler vermiş. Üç kardeşin en büyüğü Özcan Ulucan, azim ve çalışkanlığıyla müzikalitesini birleştirmiş, Maxim Vengerov'un asistanlığını yaparak kariyerinde büyük yol katetmiş. Keman kadar viyolanın da ustası. Özcan, Birsen ve Ayşen Ulucan'ın Lila Müzik tarafından son günlerde piyasaya çıkan CD'lerinde benim gözdem Schubert'in Arpeggione Sonatı oldu. Özcan'rn viyolası, herhalde bugün unutulmuş olan arpeggione çalgısına en yakın tınıyı bulmuş. Schubert kendi zamanında moda olan, 1823'te Staufer'in icat ettiği arpeggione (guitare d'amour-aşk gitarı) adlı bir çalgı için 1824'te bu sonatı bestelemiş. Gitar biçimli, 6 telli, yayla çalman bir çalgı. Arpeggione zamanla ortadan kalkmış, onun için yazılan bu sonat da sonradan daha çok viyolonselle çalınmaya başlanmış, viyola için uyarlaması da yapılmış. Özcan, Schubert'in derinlerden gelen duygularını tertemiz dile getiriyor. Bestecinin acıyla çocuksuluk arasındaki anlatımını bir yağlıboya tablo gibi renklendiriyor. Birsen'in Arpeggione'de kendini öne çıkarmayan zarif eşlikçiliği dikkat çekiyor.

Değişik dönemler bir arada

"Bir Ağaç Gibi" başlığını taşıyan CD'deki yapıtlar değişik ortamları, değişik çağlan içeriyor. Birsen Ulucan, Schubert'in ardından bu kez son derece iddialı solistik bir işe kalkmış: Liszt'in Dante Sonatı'nı çalmış. Schubert'in saflığından çıkıp, piyanonun tuşlarındaki romantizm fırtınasına giriyoruz. Sonraki yapıtlar ise birdenbire 21. yüzyıla taşıyor dinleyeni. Bu kez Liszt'in gürleyen romantik dünyasından sıyrılıp yepyeni tınılarla sarsılıyoruz: 'Akdenizli" adlı trioda Özcan-Ayşen-Birsen bir araya geliyorlar. Genç bestecimiz Zeynep Gedizlioğlu'nu (1977) tanımış olmak harika. Zamanın tüm tekniklerini kullanan ve kendine özgü anlatımı yakalamış bir besteci. Ama böyle bir sandviç içinde mi olmalıydı, bilemiyorum. Ardından gelen Fazıl Say'in keman-piyano sonatını hemen hemen önde gelen bütün genç kemancılarımız çalmıştı. Bu kez Ulucanlar'dan dinliyoruz, derin bir duyarlılıkla. CD'deki son dinleti Ulucanlar'ın dedelerinin söylediği özgün bir kayıtla başlıyor. Bulgaristan'ın Deliorman yöresine ait acılı bir halk ezgisinden kaynaklanıyor. Bir başka genç bestecimiz, tnci Yakar (1981) uzaklardan gelen bu ezgiyi almış, modal anlayıştaki çeşitlemelerle, tutkulu çizgiler içinde zenginleştirmiş.

Ulucanlar'ın CD'lerini edinmek gerek. Her şeyden önce Arpeggione Sonatı'nı dinlemek için. Sonra bu yorumcu kardeşleri daha iyi tanımak için. Ve Zeynep Gedizlioğlu, Fazıl Say ve İnci Yakar gibi yeni kuşak bestecilerimizi arşivimize eklemek için. Kayıt son derece profesyonel bir teknikle gerçekleşmiş. Ancak alışık olmadığımız tarzdaki "atematik" içerik seçimi, acaba amaçlı olarak mı yapıldı, diye sorguluyorum. Her yeni yapıtla uyanlıp, yeni tınılara uyum sağlamaya zorlanıyoruz. Belki de bizi sıra dışı bir ortama çekiyor; dinlerken kendimizi kaptırıp müziğin akışına teslim etmiyoruz. Ben yine de iç tutarlılığı olan düzenlemelerden yanayım. Bu seçkiyi Ulucan kardeşlerin solistik özelliklerini tanıtıcı bir özet olarak kabul ediyorum ve gelecek kayıtlarını merakla bekliyorum...

Lila Müzik © 2004-2012